Sonunda Ankara fotolarını yayınlamaya başlıyorum. Sadece 1 gece konakladığımız için çok yer gezemedik ve acele ettiğimizden fotolar çok kaliteli olmadı ama bu kadar foto çekebilen kendimi takdir ettim şahsen :)
İlk durağımız Atatürk Orman Çiftliği oldu. İçini gezmedik ama yanında yemek yedik.

Çevrede çokça restorant-cafe vardı. Kokoreçleriyle ünlü bir yermiş ama biz arkadaşlarla yemediğimiz için döner sipariş ettik. Doğata güzel ve kalabalık bir mekandı. 60 kişi aynı anda geldiğimiz için özensiz bir servis yapıldı ama yemek de ayran da çok lezizdi :)
Otobüsten foto çekmeyi de unutmadım. Sokak lambaları pek estetikmiş :)
AOÇ'den sonraki durağımız Anıtkabir oldu. Nöbet değişimine denk geldik. Oldukça ciddi bir törenle nöbet devir alındı.
Aslanlı yol bayağı uzunmuş, bitmedi bi türlü :)
Yolun döşemesi topuklu giyen bendenizi oldukça zorladı. Bata çıka ulaştım Anıtkabir'e. Özge'nin keyfi yerinde tabi :)
İlk görüş
Bu kadar büyük görünmüyordu tv'den yahu.
Uzakdoğulular, her yerde karşıma çıkmak zorunda mısınız :)
Atatürk'ün temsili tabutu. Naaşı alt kattaymış, oraya kimseyi almıyorlar.
Tavan kaplaması
İçeride foto çekmek yasaktı, gördüklerimi yayınlayamıyorum ama Atatürk'ün özel eşyaları, savaşlara ait tablolar, maketler, canlandrmalar vardı. Hatıra defterine biz de birşeyler yazdık. Çocuklar için ayrıca bir defter vardı. 13 yaşındaki bir kızın notu ilgimi çekti. 'Seni seviyorum' yazmış sadece :)
Kırmızı ışıklar nasıl uzun yanıyor öyle. Ben burda 60 saniye zor dayanıyorum :)
Otobüs bizi sanırım Tandoğan'da bıraktı.
Gümüş pastanesinde oturduk. Gazi'den hocamızın hocasıı geldi, sohbet ettik.
Sonrası Kızılay'a yürü Allah yürü. Gerçi biz kaşındık, hoca metroya binelim demişti. Maşallah clubtan bardan geçilmiyor ortalık :)
İndirim yazısını görünce kızlar olarak Colins'e ışık hızıyla göz attık :)
Ama bakamadım ki içe siner :|
Henüz açılmamış ama Kızılay AVM çok heybetli duruyordu. AVM gören masum köylüler olarak uzun uzun seyrettik :) Gerçi artık bizim de Forumumuz var :)
Herkes bir yere dağıldı. Tabi ben ve arkadaşlarım hiçbir yeri bilmediğimiz için hocanın dizinin dibinden ayrılmadık. Yüksel caddesine girdik. Cafelerle kitapçılarla dolu bir gençlik merkeziydi. O kadar ışıl ışıl ve karmaşıktı ki bi kaç kez kaybolduk. Sonra bizi buldular da Leman Cafe'de yemek yedik :)
Adından da anlaşıldığı üzere karikatürlerle dolu bir mekandı. Duvarlar, menüler çok espriliydi.
Bir sürü garip ismin arasından Gatana'nın Tavuğunu seçtim ve hiç pişman olmadım :)
Ve saat 10 gibi otelimize yani Utem'in konuk evine dönmek üzere yola çıktık. Giderken ilk kez metroya bindim :)
-To Be Continued-