Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2011 Perşembe

Twilight Breaking Dawn Part 1



Vizyona girmesini duvara çentik atarak beklediğim filmime kavuştum sonunda. Genel anlamda sevdim bu bölümü. Edward ve Bella elbetteki ön plandalardı ama diğer karakterler biraz sönük kalmış keşke biraz daha rolleri olsaydı. Özellikle ilk yarı tamamen bu ikisinin cilveleşmeleri üzerineydi :) Kitapta nasıl bilmiyorum. Jacob ilk kez gözüme sempatik göründü. O ara bozmaya çalışan fitne fücur halinden kurtulmuş daha erkeksi olmuş :)

Düğüne gelirsek en sevdiğim detay mekan seçimi oldu. Tam olarak aklımdaki ortam diyebilirim. Çok şıktı çok ferahtı.



Çok konuşulan gelinliği ben çok beğenmedim. Evet Bella'nın tarzına uygundu falan ama daha şık olabilirdi sanki. Saten benzeri bir kumaş kullanılmış ki geceliği andırıyordu. Sanki 5. evliliğini yapanlar için tasarlanmıştı. Bella'nın zarifliği kurtardı biraz durumu. Özellikle göğüs bölgesindeki dikişler çok itici geldi bana.

Sırtı güzeldi ama o da duvağın altında çok görünmüyordu.

Ben böyle birşey bekliyordum. Basit ama en azından gelinliğe benziyor.
[California_Vacation_June_2008_156.JPG]

Yüzüğü de fazla sade buldum. Taşlarla kaplı oval şeklinde bişeydi. İnsan bir işçilik yapar. Muhteşem Yüzyıl seyredip o otantik işçiliğe hayran kalan biri olarak bu mudur dedim. Aile yadigarı olan saç aksesuarı yüzükten hallice olsa da kalbimi kazanmaya yetmedi.

Makyajı hoştu. 18 yaşında gibi durmuyordu ama masum görünüyordu.

Balayı sabahı... Ne oldu hiç sormayın :)

Hamileliği farkettiklerinde Edward'ın  korkuyla karışık şaşkınlığı :)

Bella'nın vampir oluşuyla biten film hepimizi meraka boğdu. Bella gözlerini açtığında böyle bişeye benziyordu :)
acklesun. ♥ / günlük.

23 Eylül 2011 Cuma

Pelerin

Pelerin sevgim içimdeki fantastik ruhun eseri. Gotik tarzımı perçinlemek isteğiyle her yerde aradığım ama hiç bulamadığım, ölmeden listemde yayınlamayı unuttuğum nadide bir parça. Şimdilerde moda olmuş diye duydum, havaların soğumaya başladığı bugünlerde aklıma yeniden düştü :|

Başlık çok önemli, şapka ya da kapşon gibi değil, geniş dökümlü bir örtü şeklinde olmalı. Tam olarak bunun gibi.

Burda başlık güzel ama fazla bol bir model, zaten çubuk gibiyim kaybolmak istemem içinde :)

Genelde böyle modeller var moda dünyasında. Panço üzerine kapşon mantığıyla yapılmış ama aradığım kesinlikle bu değil. Pançoların içinde boğuluyormuşum gibi hissediyorum.

Hatice Sultanın giydiklerine benzer istediğim, ay bu kadına da herşey yakışıyor :)

Sanırım benim istediğim pelerin biraz saray stili :) Tarihi yapımlarda görüyorum hep.

Rahmetli Anne Boleyn'e de çok yakışıyordu ya :|

 İngilizler gelin pelerini diye kullanıyor bunları. Çok daha geniş ve şatafatlıları var, bu en sadesi ve başlık hariç tam olarak benim istediğim gibi, siyahını tercih ederim tabi. İlk fotodaki başlıkla beraber boyundan bağlamalı, önü tam kapanmayan yanlara dökülen siyah bir pelerin istiyorummm.

O kadar tarifledim, biri dikip göndersin hayrına yaa. Peşin peşin şarkı da armağan ediyorum :)
                                       

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Nostalji: My Men ♥

İşte platonik aşklar dosyası :)  Birazdan okuyacağınız ünlülerin hiçbiriyle zerre kadar ilgilenmiyorum. Canlandırdıkları karakterler bir zamanlar beni benden almıştı.

Fox Mulder (David Duchovny) The X-Files
Bir numara ilk ve en uzun aşkım Mulder olacak tabiki. Yaş 12 civarı, TGRT Gizli Dosyalar diye bir dizi yayınlıyor gecenin geç saatlerinde. Hem konu itibariyle hem Mulder'ın etkisiyle kısa sürede tutkunu olduğum bilimkurgu yapım. Bilen bilir Mulder garip ötesi, dediğim dedik, aykırı ve inatçı bir FBI ajanı. İnternetin eve yeni geldiği zamanlar, neler yapmadım ki? Düzenli olarak yayınlasınlar diye kanala defalarca mail mi atmadım, herkesin şaşkın bakışlarına aldırmadan ortaokul sıralarına kocaman puntolarla adını mı kazımadım, Cnbc-e ye geçtiğinde sabahlara kadar bekleyip okula sarhoş kafayla mı gitmedim (trigonometriyi hala anlamıyorsam tek sebebi budur, kayıtlara geçsin), daha neler neler...
 


Martin Fitzgerald (Eric Close) Without a Trace
Kayıpları arayan FBI timinde ajan olarak çalışan ve kalbimi çalan eleman. Evet bildiniz, ajanlara zaafım var :) İyi bir aileden gelen, prensip sahibi ve şefkatli yaratık... Aynı anda başkalarını sevip sonra tekrar tekrar ona döndüğüm nadide adam... (İyi huylu adamların kaderi bu galiba)


 Danny Messer (Carmine Giovinazzo) CSI:NY
Hani birini seversin de sonradan 'ben bunun nesini sevmişim?!' dersin ya işte o bana olmaz, yani olmazdı. Suçlu bir aileden gelen ve eski çete üyesi olan, şuan olay yeri inceleme ekibinde çalışan, asi, laf dinlemez bir dedektif Danny Messer (Tamam, kanun güçlerine zaafım var :) Lisenin ilk yılı, Cnbc-e de X-Files'la beraber polisiye kuşağında yayınlanıyor. Kısa süreli ve tutkulu bir ilişkinin ardından ayrıldık. Şimdi ise anlam veremediğim bir eski beğeni sedece.


Michael Vaughn (Michael Vartan) Alias
Alias'a bayılırdım. Her bölümün film tadında çekildiği, aksiyonun tavan yaptığı, kadın başrolüyle gönlümü fethetmiş dizidir. Vaughn da esas kızımız Sydney'e aşık CIA ajanıdır. Korumacı ve mesafeli aşık tavırlarıyla ilgimi kazanmıştır. Kanal D ilk sezonunu sabah 5 te yayınlardı, sonrasını daha medeni saatlerde Dizimax'de seyrettim. Uzaktan uzağa, kavuşamayanlar tadında yaşadık ilişkimizi :)


Tom Kranich (René Steinke) Kobra Takibi
Aksiyon ve hız tutkumu perçinleyen Cobra 11 ekibi. Herbir bölümde parçaladıkları araba sayısını saymak imkansızdı. Diğer bir güzellik de esprili ve gözüpek kişiliğiyle kalbimi çalmış otoban polisi Tom. Kanal D bir süre akşam kuşağında yayınladı ama Aşk-ı Memnu entrikalarına hasret canım ülkemin insanları bu kaliteyi kaldıramadığı için zamanla gece 3-5 civarlarına ötelendi, bana yine uykusuz geceler göründü.
rene steinke, rené steinke, rene steinke 2008, rene steinke pictures

 Jack Bauer (Kiefer Sutherland) 24
Jack... Jack... Jack... Belki de en unutulmaz olanı. Kaç terör saldırısını engelledi, kaç kez işkence gördü, öldü, öldürdü... Önceleri CTU adlı anti terör biriminde çalışmış sonra bir çok kez kurum ve taraf değiştirmiş olsa da o hep ülkesine hizmet etti. Dile kolay 8 yıl sürdü, çocuktum onunla büyüdüm. Final bölümünü izlerken gözyaşlarıma engel olamadım. Kahramanım benim!

Patrick Jane (Simon Baker) The Mentalist
Küstah kişiliği, ince zekası ve alışılmadık yöntemleriyle House'un benzeri ama oldukça sempatik versiyonu diyebiliriz ona. CBI da (FBI'ın yerel olanı) cinayet masasına danışman olarak yardım ediyor aynı zamanda karısı ve kızını öldüren seri katili bulmayı umuyor. (3. sezon finalinde buldu ve öldürdü)
 


 Henry Tudor (Jonathan Rhys Meyers) The Tudors
Henry'im The King'im. O asi ve sert bakışlara kim dayanabilir? Kadınlarının sonu genelde idam olsa da insan kendini tutamıyor azizim :) Diğerlerinden farklı olarak Jonathan'ın kendisini de severim.
 


 John Constantine (Keanu Reeves) Constantine
Sigara tiryakisi, bu yüzden fazla ömrü kalmamış ve cehennemi boylayacak olan John Constantine, iblisleri dünyadan kovmakla meşgul biri. Umursamaz tavırları ve şeytana kafa tutuşuyla beni kendine bağlamıştı.


 Fernando Alonso (F1 Pilotu)
Kategori dışı aslında çünkü o gerçek bir karakter :) Sempatik ve dengesiz kişiliğiyle F1 tutkuma renk getirmiş insandır kendisi, aşk değilse de severim keratayı :)
 


Boone Carlyle (Ian Somerhalder) Lost
Rolü kısa sürdü ama derin mavi gözlerinde kaybolunabileceğini keşfetmem de uzun sürmedi zaten. Şimdilerde The Vampire Diaries'de ısırılma isteğiyle yanıp tutuşan kadınlar kulübünü genişletmekle meşgul :)


Edward Cullan (Robert Pattinson) Twilight Saga
Onu anlatmaya kelimeler yetmez, resmen sihirli. Bu kadar soğuk bir yaratık nasıl böyle çekici olabilir? Renk değiştiren gözleri mi dersin, dağınık saçları mı, koruyucu yaklaşımı mı? Gece pencereden gelip uyumasını seyredecek birini kim istemez ki yanında? Hem de 1900 lerin etkisinde, aşk dolu birini. Yeni ve en son gözdem olduğu için sona sakladım. Lafı uzattıkça uzatabilirim aslında ama resimlere bakmanın daha doyurucu olacağı kanatindeyim :)


Bu post'tan hangi sonucu çıkarıyoruz peki?
Hera kumral adam sever :)

22 Temmuz 2011 Cuma

Nostalji: Buffy The Vampire Slayer

Vampirlerden konu açıldı madem, devam edelim. Ergenlik aşkım Buffy. Dizi 1996-2003 yılları arasında 7 sezon olarak çekildi. Ben son iki sezonuna yetişebildim, bütün sezonları izlemem o zamanlar bağımlısı olduğum Cnbc-e de tekrarlarının yayınlanmasıyla oldu.

Buffy'nin 16 yaşında vampir avcısı olduğunu öğrenmesiyle başlayan olayları konu alıyor. Her bölümde farklı olaylar işleniyor ve Buffy, arkadaşlarının da yardımlarıyla insanlığı iblislerden ve vampirlerden defalarca kurtarıyor. Vampirleri kalplerine sapladığı kazıkla toza dönüştürüyor. Birgün yarı insan yarı vampir olan Angel la tanıştı ve ona aşık oldu. Angel ruhu olan ve iyilerin tarafında olan bir vampir, fakat daha sonra tekrar kötü oldu ve insanlara eziyet etmeye başladı. Buffy onu cehenneme gönderdi. Daha sonra tekrar getirdi ve birlikte olamayacaklarına karar verip ayrıldılar. Burdan sonra  yine bir Joss Whedon yapımı olan Angel isimli dizi başladı ve 6 sezon boyunca devam etti.

Bir de Spike vardı tabi ki. Kötü bir vampir ve önceleri Buffy'i öldürmek istedi ama daha sonra ona aşık oldu, dizi bitene kadar onlarla vampir avladı :) 

Buffy bu 7 sezon içinde kaç kere öldü dirildi hatırlamıyorum :) Vampirlerle olan dövüş sahneleri Jackie Chan'i kıskandırırdı hani :)  Aman nasıl aşk yaşardım nasıl! Zaten severim tehlikeyi, aksiyonu, bir de kadın kahraman olunca hayallerimi süsledi yıllarca.

Buffy'i oynayan Sarah Michelle Gellar evlendi, çocuk doğurdu, elini ayağını çekti bu işlerden :) Angel'ı oynayan David Boreanaz şimdilerde Bones adlı dizide FBI ajanını canlandırıyor. Buffy'nin arkadaşı Willow'u da How I Met Your Mother'dan hatırlarsınız.

Açılış müziğini çok severdim. Tabi o zaman sınırsız internet falan yok. Superonline, e-kolay paketleriyle üstelik saatine göre ekstra ücret ödeyerek giriyoruz internete. Böyle müzik, video siteleri falan yaygın değil, ara ki bulasın! Nitekim tv den kasete çekerek elde ettiğim cızırtılı kaydı dinlerdim. (yuh artık... o kadar yaşlı mıyım ben ya?!)
                                

Angel'ın hüzün dolu jeneriği, keman aşkımın temeli...
                               

Bundan sonraki nostalji yazım ilk göz ağrım, 90 ların en çok ses getiren kült bilimkurgu dizisi hakkında olacak. Hatırlayan oldu mu?

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Twilight: Edward ♥

Fantastik filmlere bayılırım. Beni sıkıcı dünyamdan uzaklaştıran, hayallerimi besleyen yegane şeydir. Twilight serisini duyduğumda klasik vampir filmlerinden olduğunu düşünüp hiç şans vermemiştim. Ne kaybediyorsam önyargılarımdan kaybediyorum zaten! İnsan bir fragmanına bakar önce bir araştırır değil mi? Herkes de izledi bayıldı ya, hayatta izlemem. Herkesin sevdiği şeyi sevememek gibi garip bir huyum var. Misal bir şarkıyı dinler severim, olur da patlar, heryerde çalmaya başlarsa bir daha dinlemem. Evet pek normal değilim.


Geçen gün tvde Twilight ı gördüm. Biraz izleyince sardı beni. Tabi dublaj işkencesine dayanamadım netten indirip izledim. Sonra New Moon'u sonra Eclips'i. Şimdi de Breaking Dawn'ı dört gözle bekliyorum :)
Stephenie Meyer başta olmak üzere tüm Twilight ekibinden özür diliyorum (özellikle Edward'dan :)
Kitaplarını hiç okumadım ama filmleri çekerken kitaba oldukça sadık kaldıklarını hissettim. Bu tarz uyarlamalar zordur, kitabın uzun ve detaylı anlatımını filmde sıkmadan ve süreyi aşmadan sunmak kolay değil. Nitekim çoğunluğu hayal kırıklığı oluyor. Serinin muhafazakar tutumunu çok beğendim. Bunun da kitaptan gelen bir özellik olduğunu sanıyorum. Gençleri konu almış bir film olarak herşeyin masalsı bir saflıkta yaşanması, birbirini bu kadar tutkuyla seven bir çiftin öpüşmelerinin bile ürkekçe olması beni en çok etkileyen şeylerdi. Edward'ın 1900'lerin başında yaşamış olması ve tutucu tavrı yüzünden Bella'ya 'evlenmeden olmaz' şeklindeki yaklaşımı da beni benden aldı  :) Ayrıca filmin konusu itibariyle yağmurlu ve kapalı havalarda, gri tonlarında çekilmesi  kendimi bulmama sebep oldu diyebilirim.

Yanlış anlaşılmasın Robert Pattinson'ı değil, koruma içgüdüsüyle hareket eden, sevdiğinin iyiliği uğruna ondan uzak olup acı çeken, onun olmadığı bir dünyada yaşamak istemeyen, soğuk derili, solgun yüzlü bu karizmatik vampiri seviyorum ben!



Kendimi 'teenage' ler gibi hissediyorum :|

Tamam ya, Robert Pattinson' ı da seviyorum :)

En azından Muse kullanacak kadar zevkli oldukları için seyretmeliydim...
    

Gel 18 Kasım...
        

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...